Atatürk'ten Bir Anı

Atatürk'ün Yadigarı

Atatürk'ün cebinden saat çıkarıp armağan ettiği çocuklardan biri de küçük Altan'dır. 1937 Haziran ayında İstanbul'da ünlü Park Otel'de , küçük Altan'la konuşmalarından duygulanan Atatürk, değerli saatini vererek onu da ödüllendirmiştir. Bu olaydan iki yıl sonra (1939) Galatasaray Lisesi'nin ilk okul bölümünde okuyan küçük Altan, yaşantısındaki bu mutlu olayı bir gazeteciye şöyle anlatmıştır.

"İstanbul, 1937 Haziran. O gece erken yatmıştım. Annem, teyzesinin oğlu ile eve dönerken, Park Otel'in önünde bir kalabalık görmüşler. Atatürk'ün orada olduğunu anlayınca içeri girmişler. Derken annemin aklına ben gelmişim

Ağabeyime:

"Altan'ı çağıralım" demiş.

Gece yarısı karyolamı biri sallıyordu, gözlerimi açtım, karşımda Etem Ağabeyim:

"Çabuk Altan"

"Ne var?"

"Seni Atatürk'e götüreceğim"

Rüya görüyorum sandım.

"Atatürk mü? Ağabey beni aldatıyorsun. Atatürk gözle görülür mü hiç?" Daha o zaman 6 yaşındaydım. Okula bile gitmiyordum.

Anneme bazen sorardım:

"Anne Atatürk kimdir?"

"Büyük adamdır"

"Büyük adamlar bizim gibi yer bizim gibi konuşurlar mı?"

Ağabeyim böyle gece yarısı "Seni Atatürk'e götüreceğim" deyince,anneme sorduğum şeyler birer birer aklıma geldi.

Onun için inanamadım:

"Hiç Atatürk gözle görülür mü?"

Fakat ağabeyim:

"Vallahi atmıyorum, kalk! "deyince fırladım.

"Şimdi Atatürk'ü görecek miyim?"

"Göreceksin!"

Artık iyice inanmıştım. Çabucak giyindim. Park Otel'e gittik. Gittik ama Atatürk'ü hemencecik göremedim. Bir çok adamlar etrafını sarmışlardı. Annem beni kucağına alarak kalabalık arasında onu bana göstermeye çalışıyordu. En sonunda, iki kişinin omuzları arasından başımı uzatarak baktım.

Bakar bakmaz da:

"Aaaaa anne , işte Atatürk!" diye bağırdım.

Derken Atatürk eli ile bir işaret yaptı. Bu işareti yaparken anneme doğru bakıyordu. Fakat annem dalmıştı farkında olmadı. Atatürk bir daha işaret etti. Annem bu işareti de görmeyince yüksek sesle yaverine emir verdi:

"Hanıma söyleyin, lütfen yanındaki çocuğu buraya göndersin."

A! Gösterdiği çocuk bendim. Atatürk beni çağırıyordu.

Annem ne yapacağını şaşırmış her tarafı titriyordu, bana:

"Haydi Altan koş! Atatürk'e git" dedi. Ama onunla nasıl konuşacağını bana öğretmedi. Zaten vakit de yoktu ki...

Ben büyük bir adam gibi Ata'nın huzuruna çıktım, hemen sarılıp iki elini birden öptüm.

O sordu:

"En çok kimi seviyorsun bakayım, anneni mi,babanı mı?"

Hemen atıldım:

"Ben en çok seni severim."

"Atatürk olduğum için mi?"

"Evet"

"Ne yaptım ki bu kadar çok seviyorsun?"

"Düşmanları denize döktün. Memleketi sen kurtardımn." dedim.

Beni masanın üzerine çıkararak etrafındakilere gösterdi ve :

"Ne sevimli çocuk değil mi?" Sonra beni sevip okşadı:

"Büyüdüğün zaman ne olmak istersin?"

Amcam Mualla tayyareci idi.

Aklıma geldi:

"Tayyareci olacağım" dedim.

Atatürk o zaman kulağıma eğilerek şu sözleri söyledi:

"Çocuğum sen ne tayyareci, ne mühendis,ne de doktor olma. Büyük adam ol."

"Söyle bakayım: Büyük adam olacağım de."

Ben tekrar ettim:

"Büyük adam olacağım."

"Aferin çocuğum."

Atatürk, o gece hep benimle ilgilendi bilmem böyle ne kadar yanında kalmıştım. Galiba sabah oluyordu.

Bir aralık:

"Dur" dedi,

"Sana bir hediye vereyim"

Annemin, "kimseden bir şey alma" diye sıkı sıkıya tembih ettiği aklıma geldi.

"Teşekkür ederim. Ben bir şey istemem,sonra annem darılır" dedim. Ben bunu söylerken, Atatürk elini cebine sokmuştu. Oradan çıkardığı bir saati, kordonundan tutarak boynumdan geçirdi.

"İleride büyüdüğün zaman kullanır, beni hatırlarsın"

Ayrılırken tekrar anlımdan öptü. "Bu günden sonra sen benim çocuğumsun. Verdiğin sözü unutma Çalışıp çabalayacak büyük adam olacaksın ha!"

Atatürk'ün Altan'a verdiği değerli saate ilgili olarak da Altan'ın annesi Bayan Didar, aynı gazeteciye şu bilgileri vermiştir:

"Atatürk'ün hediyesini o geceden beri,canımız gibi saklıyoruz. İlk zamanlar maddi değeri hakkında bir fikrimiz yoktu. Sonra onu bir kuyumcuya gösterdik. Onbeşbin lira değer biçti."

Ziraat Bankası'nda saklanan saat o gün için masanın üzerindeydi. İki buçuk mm kalınlığında, som platin bir saat bu. Gene platinden yapılmış kordona takılı,iki ucu mor yakutla kaplanmış platin bir kalemi de var. Saatin üzerinde gayet ince bir yazı ile şunlar okunuyordu:

"Turhal Şeker Fabrikası"

Arkasında da Gazi Mustafa Kemal'in ilk harfleri GMK.

"Fakat bizce onun en büyük kıymeti Atatürk'ün yadigarı oluşudur. Altan' ın üzerine nasıl titrediğini bir görseniz."

Küçük Altan, Atatürk'ün hediye ettiği bu saati büyüdüğü zaman annesinden alıp kullanacakmış.

Sordum:

"Atatürk'e verdiğin sözü unutmuyorsun değil mi?"

"Unutmuyorum. Mutlaka büyük adam olacağım. Karnemde hiç kırık numaram yok."

 
< Önceki   Sonraki >
Disual Digital Visuals